-
bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği şey.
(bkz.: vasiyetname)
(phantasm, 1/4/2006 11:43:00 PM)
-
vasiyet
fecre dal …
fedai cembiyeleriyle cenkte kaldı surlarımda kahpe uyuya kaldı
suretim şarap misali eskidikçe derğeri arttı
serserim serim giotin altı
kalbimde senede kaç kez birisi idam aldı ?
şaibelerim şaidimdi şakacı mecburi sıfattı
rıhtımlarımdan gemiler kalktı yolcular ağırladım ağır ağır
revanlarım…
güneştim bir ara yağmur oldum
kendi deryalarımda kendimi zorla boğdum
spekülatif düşlerin spazmı var
stagflasyon önlemiydi, sözümü kesme girişimde bulunan herkeseydi radikal argolar
söyle ne zaman bitti aşka dair tangolar
her işte bir racon var
haydi egoma sponsör ol…
ecemle ecele giderim. rabbenamı bir hiç uğruna tersledim
offff haşaaaa…
bir dilekti vurgun oldu vodka redbul ciğere doldu
sagopa nadir sarhoş oldu
cemre geç de olsa düştü
kelimelerdi kelimelere ve kertelerime münzeviydim
dünyevi senaryolarda “rap” denen bahirdim
münasebetsiz küfrü bastım onurun canını yaktım
altı senedir aklındayım çekemedin farkındayım
rapimtraksın sen real değilsin
yazdıklarına sağdık olamadın söyle kaç eşlisin ?
muaf bıraktım seni ve kitlelerini sarfiyatlarım fiyatsız..
anonim oldu haykırışlarım
nakarat
az önce doğdum
halatım yirmi yedi boğum
sele gitti ağustosum
vasiyet etmek istedim şarkılarımı kızıma, hep sonunda kendimi vurdum
şarjörü doldurdum…
koştuğum bu yolda yarımı sonladım ve kocaman adama döndüm
sanma çok telaşlıyım durgunum biraz
solgunum yüzüm bitkinim ufaklık
sende peşimden amma çok çalış
duvarda yazmaz her kural
yumruk yersin yılma kalk dayan
bu abi yerle çok sevişti
düşmek hiç ayıp değil kalkmasını bil
ve acele et şu gözyaşını sil
sagopa idol oldu bak dedim bak ben dayandım
buraya kadar geldim 27 adım
takma kendimden can sıkıntım önceden beridir bir ölüm takıntım
bunu da yüzüme vurmasınlar sade evde yüzüm asık dışarda sempatik takıldım
(vasili ivanov, 1/5/2006 12:46:00 PM)
-
öztürk isimli arkadaşımızın pek güzel şarkısı
gözlerinde gördüğüm mutluluğun son nefesi
İçimdeki son ateş yıldızların gölgesi
dudaklarımla hüznü çizdim, duvarlara mutluluğu
yine de boşlukta çıplak ruhum
ben ölünce yağmur yağsın,
ağladığı belli olmasın
ben ölünce...
gözlerinde gördüğüm mutluluğun son nefesi
İçimdeki son ateş yıldızların gölgesi
dudaklarımla hüznü çizdim, duvarlara mutluluğu
yine de boşlukta çıplak ruhum
ben ölünce yağmur yağsın,
ağladığı belli olmasın
ben ölünce..
ben ölünce yağmur yağsın,
ağladığı belli olmasın
ben ölünce...
üşürsün soğuk gecede
güneşi ararsın karanlığın ortasında
yansıyınca şehrin yorgunluğu üzerine,
korkarsın kendinden sebepsizce...
(the oz, 2/9/2006 9:27:00 PM ~ 2/9/2006 9:33:00 PM)
-
sagopa nin dogmamis kizina yaptigi ancak sözlerinin uyusmasi nedeniyle savas görüntüleriyle klip çekilen sarkisi
(unknown, 3/25/2006 8:12:00 PM)
-
sagopa kajmerin en güzel şarkılarından biri.
(gokhane, 3/25/2006 8:19:00 PM)
-
sagopa kajmer'in en iyi şarkısı sayılabilir.klibiylede ayrı büyülemiştir
vasiyet etmek istedim şarkılarımı kızıma, hep sonunda kendimi vurdum
şarjörü doldurdum…
harika
(supergirl, 4/11/2006 1:16:00 PM)
-
sagopa kajmer 'in romantizma adli albümü nün ilk klip $arkisidir. $arkinin klibi irak sava$i sirasindaki görüntülerden hazirlanmi$tir
(kiz varsa msn versin, 4/11/2006 2:29:00 PM)
-
ölen kişinin arkasından bıraktığı en değerli şey...
ya da (bkz.: intihar notları)
(suicide veil, 4/11/2006 2:32:00 PM)
-
bir sagopa kajmer klasiği
(fecredal, 4/11/2006 4:40:00 PM)
-
nazım hikmet'in güzel bir şiiridir..
vasiyet
yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.
hasan beyin vurdurduğu
ırgat osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit ayşe öbür yanımda.
traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.
biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
ama bu türküleri söylemişim ben
daha onlar düzülmeden,
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.
benim sessiz komşulara gelince,
şehit ayşe'yle ırgat osman
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki de farkında bile olmadan.
yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
- öyle gibi de görünüyor -
anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani...
1953, 27 nisan
barviha sanatoryumu
(vasili ivanov, 4/22/2006 7:59:00 PM)
-
volkan konak'ın mükemmel okuduğu bir nazım hikmet şiiri..
özellikle "öyle gibi de görünüyor" derken içi parçalanır insanın..
"ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani"....
işte burda da gözyaşları süzülmeye başlar, engel olamazsınız..
"yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran 63'ü"
(cirkin ordek yavrusu, 5/16/2006 5:42:00 PM ~ 5/16/2006 5:49:00 PM)
-
"mezarimi kizlar kazsin, altin gumu$ kazma ile"
³
(journey, 12/2/2006 12:03:00 AM)
-
nazım şiiridir. (entry: #170693)
işin en acı tarafı ise, bazı yetkililer bunu okumasına karşın, nazım`ın mezarının hala moskova`da olmasıdır.
(ne desem bilmem ki, 1/19/2007 11:53:00 PM)
-
klibiyle daha da fazla anlam kazanan sagopa kajmer eseri
(fecredal, 3/21/2007 6:32:00 PM)
-
sagopa kajmerin döktürdüğü şarkıdır. dinlemekten bıkmayacağınız şarkı
(bkz.: bir kere daha bir kere daha)
(kuntiz, 3/21/2007 6:41:00 PM)
-
bir özge dirik şiiri
“ki en kötüsüdür,
ölümden sonra da istemek.”
benden firar eden dünyadan,
son isteklerimi taşırken bana,
dikkat et; aynı olmasın torbanın rengi,
ayağına giydiğin galoşlarla.
şu bizim yan odada,
kürt kaşlı kız çok inledi dün gece,
boştu yatağı,
bugün iyileşmiş, tahliyesi olmuş,
inandıramadılar bana.
bir uçlu sakla da göğsüne,
teninin kokusu olsun izmaritinde.
bu yalnızlığı biz yaratmadık,
bilakis tütünü bile dost eyledik kendimize.
ya sen,
ellerini yıkıyorsun bana her gelişinde,
benimle aynı gün ölecek olan alyansında,
bir sabun parçası,
ne demekse.
yarın belki de son kez,
ziyaret saatini özleyeceğim yine,
yemek yiyeceğim,
tadını tuzunu alıp, öyle veriyorlar yemeği,
mercimeğin içindeki böceğin bile hesaplı kalorisi.
giydiğin eteğin yırtmacı ilk defa dokunuyor bana,
beni yolcu eden akciğer
kediye atsan yemez
geç kalmayacak randevusuna.
gidince çürümeyeceğini bilsem,
ellerimizi değiştirelim derdim.
ellerimin ellerinde verdiği güzel ve uzun mola,
ayrılık allah’ın emri,
ölüm olmasa…
(ligea, 7/17/2008 5:15:00 PM)