1989 da ilk oyunu ile akıllara 'prens' olarak kazınan seri. 1994 te prince of persia 2: shadows and the flames yapıldı, ilk oyuna birçok artılar getirmişti. İlk iki oyunda platform oyunu türündeydi.1994'de prince of persia: 3d yi çıkardılar ve berbat ettiler, platform oyunlarından çok çok daha kötü ve başarısız bir oyundu.
sonunda ubisoft prens'i kendi himayesine aldı ve 2003 te sanat eseri prens serilerinin ilki prince of persia: sands of time yayınlandı. böylece action oyunlarına ve prense yeni bir soluk gelmişti.
2004'te devam oyunu prince of persia: warrior within, serideki mistik havaya daha karanlık ve hareketli bir bakış açısı getirdi. bu değişim serinin bazı fanları tarafından sevilmesede, oldukça beğenildi. 2005'te de seri prince of persia: the two thrones ile müthiş bir finalle noktalandı.
serilerde genç prensin hayatının en büyük mücadelesine ve kişiliğini geliştirmesine tanık oluruz, (sands of time) çömezlikten yetişkinliğe doğru tırmanan basamaklardadır. hayatının akışını tamamen değiştiren zamanın kumları onun da değişmesine neden olur. (warrior within) herşeyin kendi istediği gibi olması için zamanla oynamaktadır ve bu ruhunun daha da kararmasına, kibirli ve bencil olmasına neden olur ama sonuçta zamanda geriye gitmenin bile düzeltemeyeceği şeyler olduğunu acı bir şekilde anlar. (the two thrones) sürekli geçmişi düzeltmeye çalışmasının ne kadar çocukça olduğunu görmüştür, içindeki karanlık yanıyla savaşır ve ondan kurtulur. artık yaptıklarının sonuçlarından kaçmayacak ve sorumluluk sahibi olacak kadar asildir.
hikayeye gelince (spoiler alert)
sands of tİme:
orta çağda iran kralı ve oğlu (prens) maharajah adlı büyük bir hindistan imparatorunu yener, kızı prenses farah'ı esir alırlar. İmparatorun sarayında buldukları sarayında içi kum dolu devasa bir kum saati ve gizemli bir hançerle ülkelerine dönerler.
kötü kalpli vezir (vizier), kum saatinde 'zamanın kumlarının' olduğunu ve bununla dünyanın tek hakimi olabileceklerini söyler. çünkü zamanın kumlarına sahip olan zamanın kendisinede hükmeder. vezirin zorlamasıyla, prens hançeri kullanıp zamanın kumlarını serbest bırakır. kumlar krallığı yok eder ve halkını iblise dönüştürür. sadece prens, vezir ve saraya esir olarak getirilen farah kumlardan etkilenmez. (vezirin asası, prensteki zamanın haçeri ve farahın büyülü kolyesi).
prens kumlara hükmedebilecek zaman hançeri ile birlikte ülkesinin iblise dönüşmüş halkı ile mücadele eder ve kötü kalpli vezirin peşine düşer, farah mücadelesinde prense yardım eder ve aralarında aşk başlar. sonunda prens, veziri öldürür ve kumları kullanarak zamanı tamamen geriye alarak kum saatini bulacakları ülkeye saldırmaz. prens zamanı geri almadan önce farahın kolyesiyle, zaman hançerini değiş tokuş eder. kolyeninde zamana hükmedebilme gücü vardır. böylece prens ülkesi kurtulmuştur ama o farahı hatırlasada, farah onunla hiç tanışmamıştır.
warrior within:
prens kumları kullanarak zamanın akışını değiştirince, zamanın bekçisi, kader iblisi dahaka prensi öldürmek için peşine düşer. kaderinde ölüm olan prens pes etmez sadece artık daha 'karanlık'tır ve kaderini yenmek için herşeyi yapıcaktır. kumların yapıldığı ve maharajah'ında kumları bulduğu yer olan zaman adasına gider. zaman adasında geçmişe açılan geçitler vardır, prens bu geçitleri kullanarak kumları yaratan 'zaman İmparatoriçe'sini engellemeyi planlamaktadır, böylece dahaka onun peşine düşmemiş olacak ve kaderide değişecektir (yada prensimiz öyle sanmaktadır).
prens,geçmişe açılan geçitleri bulur, böylece adanın geçmiş zamanında imparatoriçeyi aramaya başlar. arayışı sırasında imparatoriçenin bir hizmetkarı olduğunu söyleyen kaileena isimli güzel bir kadınla karşılaşır, kaileena, prense arayışında yardım eder ve ona yeni kılıçlar verir. böylece prens, kumları yaratılmasından birkaç dakika önce imparatoriçeyi bulur, ama imparatoriçe prense yardım eden kaileenadan başkası değildir. kaileena kendi geleceğinde prens tarafından öldürüldüğünü görmüştür ama prense yardım eder çünkü eğer prens kendi kaderindeki ölümü yenebilirse, o da kendi kaderini, yani prens tarafından öldürülmeyi engelleyebilir.. böylece savaşmak istemeyen prensi dövüşmeye zorlar. prens hayatta kalmak için kaileena'yı öldürür. zaman akışında olması gerekende budur, kaileena'nın ölümüyle zamanın kumları oluşmuştur.
ümitsizliğe düşen prens, onu takip eden dahaka dan kaçarak, geçmişe tekrar gider. gittiği zaman, geçmişteki prensin, kaileena ile karşılaşmasından hemen öncesidir. burda dahakanın geçmişteki prensi öldürmesine izin verir ve kaileena ile kendisi yüzleşir. onu savaşmamaya ikna eder ama dahaka artık sadece prensin değil, ölmesi gerekn kaileena'nın da peşindedir. birlikte dahaka ile savaşır ve sonunda onu öldürürler. İkili daha sonra bir gemi inşa ederek babile doğru yola koyulurlar. prensin ve kaileenanın kaderinde yinede ölmü vardır ve babil yanmaktadır. İsimsiz bir kötülük şehri istila etmiştir.
the two thrones:
prens ve kaileena'nın gemisi babil limanınan yaklaşınca pusuya düşürülür ve batırılır. babil barbarlar tarafından istila altındadır. pusucular kaileena'yı kaçırırlar. prensimiz, elinde zamanın hançeri ile kaileena'yı kaçıranları yakalamak için takibe başlar. kaileenaya ulaştığında kendiside yakalanır. İstilacılarnı başı şeytani vezirdir! vezir hançeri kaileenaya saplar ve onu öldürür. kaileenanın bedeniden çıkan alevler prensin bağlı olan koluna ulaşır ve ona bir lanet verir. vezir daha sonra hançeri kendine saplar ve kanatlı bir kum yaratığına dönüşür, hançeri bırakır ve uçarak babil kulesine gider. yer parçalanmaya başlar ve prens boşluğa düşer, düşüşü sırasında hançeri yakalar.
sarayın kalıntıları arasında yolunu bulmaya çalışan prensin sol kolundaki lanet yavaş yavaş etkisini arttırmaktadır, prens aklının içinde kaynağı belirsiz sesler duymaktadır. bu sesler aslında prensin ruhunun karanlık tarafıdır ve prens zaman zaman kontrolünü kaybederek, tamamen siyah, üzeri altın gibi parlayan rünler ve izlerle kaplı, elinde kamçısı olan kara prens'e dönüşmeye başlar, yeniden normal haline dönmesi için tek gerekense su dur. babil sokaklarındaki savaşları sırasında prens, farah ile karşılaşır. tahmin ettiği gibi farah onu tanımıyordur. İkili birbirlerine yardım ederek istilacılara karşı savaşa devam ederler. farah, prens kara prense dönüştüğünde onun bir hain olduğunu düşünüp kaçar ancak fikrini daha sonra değiştirecektir. sands of time daki gibi yine prense aşık olmuştur. İkilinin yolu babilin asma bahçelerinde yeniden kesişir ve birlikte yola devam ederler. ne yazıkki kısa süre sonra vezir farahı yakalar. yanlız kalan prens, içindeki kara prense yenik düşmek üzeredir. bedeni, prensi ele geçirmiştir ve kara prensi güçsüz kılacak su'da yoktur. kara prens olarak yoluna devam etmek zorundadır.
yolu üstünde atalarının anıt mezarında babil kralı olan babasının cesediyle karşılaşır. öfkesi ve ümitsizliği içinde, kara prensle hesaplaşır ve çocuk gibi zamanı kendi aleyhine yönlendirip kibirine yenik düştüğünü anlar ve bunu kabul eder. ruhunun aydınlık tarafı prense güç verir ve kara prensi zayıflatır. normal haline dönen prensimiz babasının kılıcını alarak, vezirin saklandığı babil kulesine doğru devam eder.
kulenin en tepesinde, prens veziri bulur, farah'da ordadır. prens ve vezir uzun süre savaşırlar. dövüşün sonunda prens, zaman hançerini vezire saplar. bu vezirin sonudur. onun ölümüyle babildeki bütün iblisler yok olur. babil halkının kutlama sesleri kulenin en tepesinden bile duyulmaktadır. o kutlama anında kaileena'nın ruhu belirir. prens zaman hançerini ona teslim eder, kaileena gitmeden önce prendin sol kolundaki laneti kaldırır ve yere babilin tacını bırakır. ama o gün orda tacı isteyen başka biri daha vardır.
kara prens, prensin karşısında durmaktadır ve babil tacını o almıştır. kara prens ve asil prens, farklı bir gerçeklikte, bir rüya diyarında savaşırlar. prens, kara prense karşı öfkesini kullandıkça, yeni kara prensler ortaya çıkar. savaşarak kazanması imkansız, yok oluşu ise kaçınılmazdır. ümitsiz savaş sırasında farah belirir, ona savaşmamasını ve kara prensten kaçınmsını söyler. prens savaşı bırakır ve ışığa kaçar.
prensimiz gözlerini babil kulesinin tepesinde, kaileena'nın ona tacı bıraktığı yerde açar. az önceki savaş tamamen aklında geçmiştir ve karanlık duygularından kurtulmasını sağlamıştır. farah'da yanıbaşındadır ve krallık onu beklemektedir...
ubisoft'a bu güzel macera için teşekkürler..
they wonder who i really am, why i say this.
come, and i will tell you a tale like none you have ever heard...
(lord_berkanus, 2/19/2006 3:06:00 AM)