pablo neruda

ziyaret sayısı: 581 | toplam entry: 17
|

  1. yıldız tilbe nin seslendirdiği değerini bilmek gerekir aşkın adlı şarkının şiirini yazmış olan şair

    (jean darc, 22.01.2006 18:08:00)

    [puan:0] [#72281]

  2. pablo neruda ile postacısının diyaloğu meşhurdur
    -üstat (bkz.:
    şiir yazanın değil ihtiyacı olanındır). benim o şiirlere ihtiyacım vardı..

    (unique, 22.01.2006 18:11:00)

    [puan:0] [#72290]

  3. dünya'nın nazım hikmeti.

    (soan koyma abi, 22.01.2006 18:29:00)

    [puan:0] [#72320]

  4. "bunca gün ah, bunca gün
    görmeyi seni böyle kırılgan, böyle yakın,
    nasıl öderim, neyle öderim?

    uyandı kana susamış
    ilkbaharı koruların,
    çıkıyor tilkiler inlerinden
    çiylerini içiyor yılanlar
    ve ben gidiyorum seninle yapraklarda
    çamlar ve sessizlik arasında,
    sorarak kendime nasıl, ne zaman
    ödeyeceğim diye bahtımı

    bütün gördüklerim içinde
    yalnız sensin hep görmek istediğim,
    dokunduğum her şey içinde
    senin tenindir hep dokunmak istediğim,
    seviyorum senin portakal kahkahanı
    hoşlanıyorum uykudaki görüntünden

    ne yapmalıyım, sevgilim, sevdiceğim
    bilmiyorum nasıl sever başkaları
    eskiden nasıl severlerdi,
    yaşıyorum, bakarak, severek seni,
    aşk tabiatımdır benim.

    her ikindi daha da hoşuma gidiyorsun.

    nerde o? hep bunu soruyorum
    kaybolduğunda gözlerin
    ne kadar geç kaldı! düşünüp inciniyorum,
    yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi
    geliyorsun sen, bir esintisin
    şeftali ağaçlarından uçan.

    bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden değil
    o kadar neden var ki, o kadar az,
    böyle olmalı aşk
    kuşatan, genel
    üzgün, müthiş,
    bayraklarda donanmış, yaslı,
    yıldızlar gibi çiçek açan,
    bir öpüş kadar ölçüsüz."

    (hudra, 28.03.2006 10:28:00)

    [puan:2] [#149830]

  5. latin şiirinin bir numarasıdır, zülfü livaneli ile bilemediğim bir empatisi oldugu fikri bende hep uyanmıştır

    (turquality, 28.03.2006 10:30:00)

    [puan:0] [#149831]

  6. seni seviyorum

    evet, topraktan bir parçasın, seni seviyorum,
    ben ki, dünya çapında çayırlar arasında,
    başka bir yıldıza sahip değilim, kainat
    sensin,onu tekrar eden de çoğaltan da.

    senin geniş gözlerinde ışık var
    ki yenik takım yıldızlar gelir bana doğru,
    bunlar tenin üstünde çarpan yollardır
    dolaştırır baştan başa meteorlar yağmurda.

    kalçaların benim için tam bir ay,
    güneş, derin ağzının hazları
    yakıcı ışık ve gölgedeki tatlılık

    bunlar kırmızı uzun ışınların yaktığı yüreğimle oldu
    senin ateşini öpmek için dolaşıyorum baştanbaşa
    benim küçük gezegenim, coğrafyam, güvercinim

    (turquality, 26.08.2006 19:36:00)

    [puan:2] [#251920]

  7. saat yedi buçuğuydu güzün
    ve ben bekliyordum
    kimi beklediğim önemli degil.
    günler, saatler, dakikalar
    bıktılar benle olmaktan
    çekip gittiler azar azar
    kaldım ortada, tek başıma

    kala kala kumla kaldım
    günlerin kumuyla, suyla
    bir haftanın artıklarıyla kaldım
    vurulmuş ve hüzünlü

    ne var, dediler bana paris`in yaprakları
    kimi bekliyorsun?
    kaç kez burun kıvırdılar bana
    önce ışık, çekip giden
    sonra kediler, köpekler, jandarmalar

    kalakaldım tek başıma
    yalnız bir at gibi
    otların üstünde ne gece, ne gündüz
    sadece kışın tuzu

    öyle kimsesiz kaldım ki
    öyle bomboş
    yapraklar ağladılar bana
    sonra, tıpkı bir gözyaşı gibi
    düştüler son yapraklar
    ne önceleri, ne de sonra
    hiç böyle yalnız kalmamıştım
    bu kadar
    ve kimi beklerken olmuştu
    hiç mi hiç hatırlamam.

    saçma ama bu böyle
    bir çırpıda oldu bunlar
    apansız bir yalnızlık
    belirip yolda kaybolan
    ve ansızın kendi gölgesi gibi
    sonsuz bayrağına doğru koşan.

    çekip gittim, durmadım
    bu çılgın sokağın kıyısından
    usul usul, basarak ayak uçlarıma
    sanki geceden kaçıyor gibiydim
    ya da karanlık, kükreyen taşlardan

    bu anlattıklarım hiçbir şey değil
    ama başıma geldi bütün bunlar
    birini beklerken, bilmediğim
    bir zamanlar.


    ³ ³

    (carmen, 02.02.2007 00:28:00)

    [puan:0] [#374909]

  8. nerededir denizin merkezi
    neden oraya gitmiyor dalgalar?

    (pomat, 26.03.2007 13:01:00)

    [puan:0] [#412083]

  9. 1973 yilinda aramizdan ayrilmis nobel odullu sairdir kendisi ayrica cia destekli bir darbeye mahruz kalan salvador allende hukumetinde gorev almistir bu yuzden yargilanmistir.

    (blanqui, 26.03.2007 17:40:00)

    [puan:0] [#412232]

  10. yavaş yavaş ölürler
    seyahat etmeyenler
    yavaş yavaş ölürler
    okumayanlar , müzik dinlemeyenler
    vicdanlarında hoşgörüyü barındırmayanlar

    yavaş yavaş ölürler
    izzetinefislerni yıkanlar
    hiçbir zaman yardım istemeyenler

    yavaş yavaş ölürler
    alışkanlıklara esir olanlar
    hergün aynı yolları yürüyenler
    ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler
    elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen
    veya bir yabancı ile konuşmayanlar

    yavaş yavaş ölürler
    ihtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar
    tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki parıltıyı
    görmek istemekten kaçınanlar
    yavaş yavaş ölürler

    yavaş yavaş ölürler
    aşkta ve işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler
    rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar
    hayatlarında bir kez dahi
    mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar
    yavaş yavaş ölürler

    pablo neruda

    (blackbeetle, 10.08.2007 03:14:00)

    [puan:2] [#547190]

  11. şili'lidir. 2o. yüzyılın önemli şairlerindendir. çekoslavakyalı bir şair olan, jan neruda'ya hayranlığından dolayı bu adı almıştır asıl adı ricardo neftali reyes y basoalto'dur.

    "başka kitaplarla hapsedilmek için yazmıyorum
    ya da zambağın somutlaşmış çırakları için değil
    gelip geçecekler için, gereksindikleri
    ay, su, düzenin değişmez temelleri
    ekmek, şarap, ve okullar, gitarlar ve el aletleri için."

    (minerva, 11.08.2007 10:29:00)

    [puan:0] [#548774]

  12. yol

    bir gün bile uzak olma gün uzun
    gün uzun anlatamayacağım kadar
    trenler bir yerlerde uyuduğunda
    insanlar garlarda nasıl beklerse, öyle beklerim seni

    bir saat bile gitme gidersen uykusuzluk
    damla damla birikir o saatte
    ve bir evi arayan bütün duman
    yitik yüreğimi öldürmeye gelir belki de

    kırılmasın kumun üstünde görüntün
    göz kapakların bensiz uçmasın
    bir dakika bile gitme sevdiğim

    bir an
    bile uzaklaşsan
    dünyayı dolaşırım yalvarmak için sana
    ya dön ya da bırak öleyim diye

    (agustos, 13.08.2007 01:26:00)

    [puan:0] [#550341]

  13. $air bi de, $oyle demi$, "gulu$" simli $iirinde;

    al ekmegi benden
    istersen havayi da;
    ama gulu$unden mahrum etme beni.
    koyma gulsuz ve ciceksiz beni
    sevinciyle co$arak parildayan sudan
    ve senden yayilan
    gumu$un kivilcimlarindan.

    (journey, 28.09.2007 00:37:00)

    [puan:2] [#580622]

  14. ataol behramoglu'nun pablo neruda adli siirinde ona olan hayranligini anlattigi sairdir. pinochet diktatorlugu sirasinda sili de bulunan sair evinde hayatini kaybettirilmistir ondan geriye bize bir picasso guerniracasi kalmistir.

    (chat_noir, 28.09.2007 00:49:00)

    [puan:2] [#580626]

  15. (bkz.: pablo picasso) ³

    (phobos, 13.10.2007 14:58:00)

    [puan:0] [#588911]

  16. nazim'a bir göz çelengi
    .
    neden öldün nâzim? senin türkülerinden yoksun
    ne yapacagiz simdi?
    senin bizi karsilarkenki gülümseyisin gibi bir pinar
    bulabilecek miyiz bir daha?
    senin gururundan, sert sevecenliginden yoksun
    ne yapacagiz?
    bakisin gibi bir bakisi nereden bulmali,
    atesle suyun birlestigi
    gerçege çagiran, aciyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
    kardesim benim, nice yeni duygular, düsünceler
    kazandirdin bana
    denizden esen aci rüzgâr katsaydi önüne onlari
    bulutlar gibi, yaprak gibi uçarlar
    düserlerdi orada, uzakta.
    yasarken kendine seçtigin
    ve ölüm sonrasinda seni kucaklayan topraga.

    sana sili'nin kis krizantemlerinden bir demet
    sunuyorum
    ve soguk ay isigini güney denizleri üzerinde parildayan
    halklarin kavgasini ve kavgami benim
    ve boguk ugultusunu acili davullarin, kendi yurdundan...
    kardesim benim, adanmis asker, dünyada nasil da
    yalnizim sensiz.
    senin çiçek açmis bir kiraz agacina benzeyen
    yüzünden yoksun
    dostlugumuzdan, bana ekmek olan,
    rahmet gibi susuzlugumu gideren ve kanima güç katan
    zindanlardan kopup geldiginde karsilasmistik seninle
    kuyu gibi kapkara zindanlardan
    canavarliklarin, zorbaliklarin, acilarin kuyulari
    ellerinde izi vardi eziyetlerin
    hinç oklarini aradim gözlerinde
    oysa sen parildayan bir yürekle geldin
    yaralar ve isiklar içinde.

    simdi ben ne yapayim? nasil tanimlanir
    senin her yerden derledigin çiçekler olmaksizin bu dünya
    nasil dövüsülür senden örnek almaksizin,
    senin halksal bilgeliginden ve yüce sair onurundan yoksun?
    tesekkürler, böyle oldugun için!
    tesekkürler o ates için
    türkülerinle tutusturdugun, sonsuzca.

    (türkçesi:(bkz.:
    ataol behramoglu))
    .
    pablo neruda

    (rolsuz, 08.01.2008 17:02:00)

    [puan:2] [#626603]

  17. i do not love you as if you were salt-rose, or topaz,
    or the arrow of carnations the fire shoots off.
    i love you as certain dark things are to be loved,
    in secret, between the shadow and the soul.

    i love you as the plant that never blooms but carries in
    itself the light of hidden flowers;
    thanks to your love a certain solid fragrance,
    risen from the earth, lives darkly in my body.

    i love you without knowing how, or when, or from where.
    i love you straightforwardly, without complexities or pride;
    so i love you because i know no other way


    that this: where i does not exist, nor you,
    so close that your hand on my chest is my hand,
    so close that your eyes close as i fall asleep...

    (amanhocam, 26.09.2008 03:21:00 ~ 22.11.2008 01:43:00)

    [puan:0] [#695698]

|


0,422