güzel yurdumun güzel bir şehrinin güzel bir lisesinde çirkin bir felsefe öğretmeninin konuyu öğrencilerin daha iyi anlayabilmeleri için verdiği örneğin ta kendisidir.
şöyle oluyormuş hanımefendiye göre...
allah ol der olur. ben ol diyorum olmuyor.. o halde ben allah değilim...
şimdi bu çıkarımmmış..
ya huu..
sen en azından 4 yıllık bir okul okuyup öğretmen olmuş birisin.tamam kalın kafalı ve provakatör bir kişiliğin var bunu yavrucaklara neden yansıtıyorsun...
allah gibi ciddi bir konuda böyle bir benzetme yapmak hangi mantığa uyar..
dersten çıkan çocuğun kalorifer peteğinin yanına gelip...ollllll diye bağırdıktan sonra pencerenin kendiliğinden açılmadığını görmemesiyle mi çıkarım yapmayı hedefliyorsun...
lan o allah senin birbirine uyuşturup takındığın mısır çarşısı işi takılarının yapıldığı taşları bile yaratmış..tamam belki inanıyorsun..belki inanmıyorsun...ama az bi saygılı ol...
toplumun din konusunda bu kadar hassas olduğunu bilerek yaptığın bu hareket ahirette sana yol su elektrik olarak geri gelecek haberin olsun...
bazı insanlar din konusunda boktan boktan işler yapıyor... sen de boktan boktan işler yapıyorsun... ama sen ne yaparsan yap kuş pisliğinden bir adım öteye geçemiyorsun...
bak bu örnek de tam sana göre...
edit:terbiye adlı başlıktaki yazımda küçük çocuğun allahı elinde tavuk budu gökyüzünde oturan bir padişah olarak düşünmesi sadece eleştirel bir ironiydi...ve tamamen gerçek olan hikayedeki çocuğun kendi düşüncesiydi.ben bunu yazarken bile yanlış anlaşılmalardan çekindim...bu kadıncağıza anlam vermek güç. (bkz.: sana akıl fikir ve bol soganlı bir porsiyon doner diliyorum) (bkz.: valla ben anlamadım)