benim bildiğim, 15 senedir var olan, ama muhtemelen insanlık tarihi kadar eski kavgadır, kökeninde yaratıcılık ve uygulama nın çatışması gibi basit gözüken bir nedenden çıkar, sayın ve muhterem mimarlar, kendilerince estetik kaygılarla bazı detaylar çözerek kağıda dökerler, gerek statik hesapçılar gerekse şantiyeciler, bu estetikten pekte nasiplerini almamış, tüm derdi inşaatını zamanında yetiştirmek olduğundan, uygulaması zor veya mümkün olmayan bu kağıtları önlerine koyar, mimar abilerinin ablalarının tüm efradının hatırını sorarlar
mimar : baba napmışsın, pencerenin önünde oldumu o .ik gibi kolon?
mühendis : olmadı da nereye koyacaz, şuraya ötelesek ?
mimar : olmaaaazzz
mühendis : ???
mimar : olmaz tabi be abicim, oraya ışıklık inecek, bina doğal ışık alsın diye yırtındık, sen naaptın be aabicim ?
mühendis : kirişleri büyütsek, belki kolona bişeyler yapabilirizi mi sanki hı?
mimar : neyi büyütüyorsun ? neyi? kat yüksekliğini ona göre verdik biz, eşşek başımıyız ?
mühendis : e nolcak .ötüme mi sokacam koca 60 lık kolonu (kasıt 60 cm x 60cm ebatlı kolon) ?
mimar : ben bilmem o kadarını kardeşim, naparsan yap
mühendis : al eşşeeeni dee , ananıdaa git burdan...
vb vb
(turquality, 25.04.2006 23:53:00)