önceleri çok problem ettiğim, kendimi paraladığım, değilim ulan faşist değilim diye yırtındığım durumdur. kürt milliyetçiliği tarafını bilmem, her milliyetçiye faşist diyen kürt milliyetçiliği yapmayabilir. gerçekten milliyet kelimesi ve tezahürlerinden rahatsızlık duyabilirler.
zamanla milliyetçiliğe faşist diyen insanları anladım, kendimi de anladım. ne ben faşisttim, ne de bana faşist diyene bunu anlatabilirdim. faşist dendiğinde tepki vermemeye, sen öyle bil farketmez demeye başladım.
sonra 2005 yılında sosyalizmin uygulamasını gözümle gördüm :
kazakistan'da tanrı dağları'nın eteklerinde turkibas kasabasındayız. yemek masasında mihmandarım x abiye tuvaletiin yerini soruyorum...
- gel götüreyim kardeş
+ abi kız çocuğu muyuz, tarif et gideyim
- gel dediiiiiim
gidiyoruz. bir kapı yeri, ama kapı yok. mihmandarım sen gir ben bekliyorum diyor. giriyorum içeriye. gördüğüm manzaraya anlam veremiyorum. yaklaşık 30 metre kare tuvalet, yerde 15-20 tane tuvalet deliği var ve hiçbirisinin arasında zerre kadar tümsek yok. yere bir sinek konsa diğer uçta yere konan sineği görebilir. işimi görüp çıkıyorum.
+ abi bu içerisi yarım mı yıkılmış nedir bi tuhaf
- yooo, bildiğin tuvalet işte
+ abi 30 kişi yan yana mı mıçıyor afedersin
- merkezi planlama
+ devlet mülkiyeti diyorsun yani
- sscb zamanından kalma bunlar, artık eskisi kadar yok.
+ abi insan merkezden planlar da arasına tümsek falan hani
- utanç ve din duygusunu silmek için yapılmış bunlar, asyanın bir çok yerinde var, hadi takma kafana boşver. daha ne gördün ki?
+ ! daha ne göreceğim ki
- biz ilk geldiğimiz yıllarda tuvalet yaparken öndekinin omuzuna vurup sigara var mı diye soranları gördük...
biraz gezdik gördük sovyet coğrafyasını. nasıl bir miras bıraktığını kitaplardan değil insanların yüzlerinden okuduk. tabi ki komünizm veya sosyalizm bu demek değildi. o sadece rus pratiği idi. hepsi öyle olacak değildi. buna da inanırız. amenna'dır. çin sosyalizminin yaptığı da sadece çin pratiği ile ilgilidir.
sonra almatı'da bir taksi şoförü yabancı olduğumu anlayıp nereden geldiğimi sordu. türkiye dedim. sağa çekip arkaya döndü, gözlerini gözlerime çiviledi adeta. bizim atalarımız bir siz de biliyorsunuz değil mi diye sordu. sanki, yok bilmiyorum desem hayatının anlamı kaybolacak. bilmez miyim dedim, ahmet yesevi'dir bizim ortak atamız, türk kağanatı'dır (göktürklere onlar türk kağanatı diyor). sarılıyor, iki damla göz yaşı. kudayga rakhmet (allah'a şükür) diyor, devam ediyoruz yolumuza.
netice :
bu binlerce yıllık bir sevdadır, üzerinden 300 yıllık çar rejimi, 80 yıllık komünizm geçtiği halde, koca bir çin faciası oturduğu halde, alev alev yanar. birileri faşist dese de demese de 10 yaşında okuduğunuz bir kitaptan sonra her gece yatağa girince çin seddinde kılıç sallamaya başlamışsanız artık bırakamazsınız. niye mi?
milliyetçilik laf kalabalığı gerektirmez, his'tir.
(kutadgu bilig, 04.06.2007 16:14:00)