-
yer sivas, madımak oteli
2 temmuz 1993tarihe kara bir leke olarak geçti... gerici yobazlar 37 insanımızı, 37 canımızı aldılar bizden... çorum, maraş, sivas ve gazi'de hep acı çekenler biz olduk...
geleneksel pir sultan abdal kültür etkinlikleri için gelen ozanlar, sairler, folklor ve semah ekipleri, gazeteciler, yazarlar ve daha sayamadığım aydınlar oh cuma günü bağnaza göç gideceklerdi. madımak otelinde toplanan aydınlar bu göç için hazırlık yapıyorlardı,
ayni saatlerde cuma namazına giden yobazlar camii de toplanıp katliam hazırlığını yapıyorlardı.
yobazlar aptes alıp ve namazlarını kildikdan sonra sokaklara atılırlar, bir sürü kudurmuş köpek gibi otele doğru yürümeye başlarlar.
otel`deki İnsanların bundan haberleri yok, kadınlar ve çoluk çocuk aralarında bulunmak`dadır.
yobazlar slogan atar, bir birilerini kudurturlar
“yakın allahsızları yakın”
“ateş kafirlere cennet`dır”
“allah ü ekber”
yobazlar otelin etrafını çember altında tutar
yobazlar oteli ateşe verir ve tasa tutar
polis? (yorumsuz)
asker? (yorumsuz)
devlet? (yorumsuz)
ve sonrası.......
hepimizin bildiği ve gördüğü.......tarihin....gösterdiği gerçek ! ! !
katliam ve katliamlar
7 yıl sonra 35 sanık idama mahkum edildi.
cezaya çarptırılanların sadece birer piyon olduklarını biliyoruz. otelin önüne bir gün önce koyulan kamyon taşı, yangından 20 dakika önce gelen oteldekileri korumakla sorumlu olan askerlerin uzaklaşmaları, olay yerine geç gelinmesi...
tüm bunlar gerçek katillerin ve sorumuluların cezalandırılmadığını ve olayın planlı olduğunu ortaya koyan delillerden sadece birkaçı.
analarımızın, çocuklarımızın gözyaşları dinmedi... suçlular halk önünde hesap verecek!
katledilen canlar :
muhibe akarsu - 35 yaşında, muhlis akarsu'nun eşi
muhlis akarsu - 45 yaşında, sanatçı
gülender aka - 25 yaşında
metin altıok - 52 yaşında, şair, yazar
ahmet alan - 22 yaşında
mehmet atay - 25 yaşında, gazeteci
sehergül ateş - 30 yaşında
behçet aysan - 44 yaşında, şair
erdal ayrancı - 35 yaşında
asım bezirci - 66 yaşında araştırmacı, yazar
belkıs çakır- 18 yaşında
serpil canik - 19 yaşında
muammer çiçek - 26 yaşında, aktör
nesimi çimen - 62 yaşında, şair, sanatçı
carina cuanna - 23 yaşında, hollandalı gazeteci
serkan doğan - 19 yaşında
hasret gültekin - 26 yaşında şair, sanatçı
murat güneş murat gündüz - 22 yaşında
gülsüm karababa - yaşında
uğur kaynar - 37 yaşında, şair
asaf koçak - 35 yaşında, karikatürist
koray kaya - 12 yaşında
menekşe kaya - 17 yaşında
handan metin - 20 yaşında
sait metin - 23 yaşında
huriye özkan - 22 yaşında
yeşim özkan - 20 yaşında
ahmet öztürk - 21 yaşında
ahmet özyurt - 21 yaşında
nurcan şahin - 18 yaşında
özlem şahin - 17 yaşında
asuman sivri - 16 yaşında
yasemin sivri - 19 yaşında
edibe sulari - 40 yaşında, sanatçı
İnci türk - 22 yaşında
kenan yılmaz - 21 yaşında
kaynak:www.madimak.de
(the oz, 01.01.2006 22:38:00 ~ 01.01.2006 22:39:00)
-
tadi ispanaga benzer bir ot sivasve cevresinde bolca bulunur ve tuketilir
(errein, 06.01.2006 20:17:00)
-
madımak;
"sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?"
not: ³
(_kesh_, 06.01.2006 23:07:00 ~ 07.01.2006)
-
tarih: 2 temmuz 1993. gün: cuma. yer: sıvas, madımak oteli. otuz beş, eli kolu bağlı insan planlı, programlı biçimde orada yakılarak öldürüldü. alevler çığlıklar eşliğinde dakikalarca seyredildi, itfaiye aracı orada beklerken su sıkması engellendi, camdan kendini atanlar tekmelendi, tekrar alevlerin içine sokulmak istendi. şimdi on iki yıl sonra bu kanlı, lanet yeri lokanta yapıp afiyetle kebap yiyenlerin varlığını düşündükçe çok kötü sözler yazmak geliyor içimden. ama, akıllı olmak gerek. bugün, devletle sözde didişir görünen, (başbakanlık dahil bütün devlet kurumlarını ele geçirmiş olup hâlâ muhalif geçinmeyi, demagojide pek usta bizim islamcılar ancak başarabilir!) gerçekte ise, halkın kazanımı devrimleri, laikliği, kamu mallarını yağmalayan, egemen sınıfların her zaman kullandığı bir maşa olmuş dinci/gerici güçlerin, ilerici, devrimci güçlere düşmanlıkla dolu şanlı tarihinde küçük bir gezinti, ölülerimiz için de dirilerimiz için de daha yararlı ve etkili olur diye düşünüyorum.
ahmet yıldız. yazar, öykücü.
(aheren, 06.01.2006 23:21:00)
-
insanlık ayıbının merkezi
(scare princess, 06.01.2006 23:48:00)
-
yemeği yapılabilen bir bitkidir , ottur
üniversitede arkadaşımın annesinin ısrarla gönderdiği ama bizim tercihimizi makarnadan
yana kullanarak her seferinde çürüttüğümüz, yenilebildiği söylenen bitkidir
(turquality, 11.04.2006 20:32:00 ~ 22.10.2006 14:48:00)
-
bir turku adi
madimak oylum oylum
geliyor selvi boylum
selvi boylum gelince
sen olur benim gonlum
oy madimak
teke tuke sakalim oy madimak
kuskus yemlik oy madimak
madimak piser oldu
yollara duser oldu
gune yedigim samar
bir iken beser oldu
oy madimak
teke tuke sakalim oy madimak
kuskus yemlik oy madimak
(errein, 26.04.2006 14:58:00)
-
bilemezsin derdim ile davamı
zalim nest eyledi yürek ile yaremi
haval ettim şah-ı merdan ali'ye
dert ehliyim nerde bulam çareyi
benim davam kerbelanın vakası
benim davam eyübün can yarası
benim davam nesiminin derisi
benim davam bedrettinin kellesi
hangi kitapta var insanı yakmak
kadısına düştü onu savunmak
kanında var hak diyenleri asmak
serler verdik yakışmaz bize susmak
benim davam devam eder maraşta
benim davam duman tüter sivasta
benim davam hınzır paşa hep başta
benim davam ehl-i beyt en başta
³³
(oske, 29.06.2006 12:04:00)
-
bir yarım umuttur elimizde kalan,
göğüslemek için karanlık yarınları..
fazıl say tarafından bestelenen "metin altıok oratoryosu" nun da adıdır aynı zamanda bu iki dize..
dönemin kültür bakanı değerli sanatçı fazıl say'a bu oratoryo nedeniyle dava açmıştır.. fazıl say halen bu davayla uğraşmaktadır..
(unique, 02.07.2006 16:31:00)
-
bir yarım umuttur elimizde kalan,
göğüslemek için karanlık yarınları..
fazıl say tarafından bestelenen "metin altıok oratoryosu" nun da adıdır aynı zamanda bu iki dize..
dönemin kültür bakanı, değerli sanatçı fazıl say 'a bu oratoryo nedeniyle dava açmıştır.. fazıl say halen bu davayla uğraşmaktadır..
(unique, 02.07.2006 16:31:00 ~ 02.07.2006 16:32:00)
-
insanın erdener ablalığını azdıran ve insanın elinde olsa bu haltı yiyenlere 40 yıl insanlığı öğrenme cezası ³verin dedirtecek kadar korkunç bir olaydır
³
(scare princess, 02.07.2006 17:17:00 ~ 02.07.2006 17:18:00)
-
(bkz.: başbağlar katliamı)
(fare katili, 02.07.2006 18:40:00)
-
üzerine türküler yakilan madimak özellikle orta anadolu’da çok tüketilen bir ot. otele dolayısı ile üzücü olaylara adını veren bitki...
(kazurat, 22.10.2006 14:18:00 ~ 22.10.2006 14:20:00)
-
yüzlerce soğuk namlu
üzerime çevrildi.
yüzlerce demir tetik
aynı anda gerildi.
anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular.
öpmeye kıyamadığın,
dal gibi oğlun yere serildi..
üşüştü birer-birer
çakallar üzerime.
üşüştü dört bir yandan,
göğsüme, ciğerime.
anne, beni bir leş gibi
yiyip talan ettiler.
teşhis edilmem için,
parçamı koydular önüne...
ben bu acılar ülkesinin
İnsana reva görülen
bütün acılarını tattım.
aç yattım, ekmeğime sabır kattım.
beni milyon kere dövdüler üst-üste!
ben bu yolu, kendim seçtim anne,
ben ömrümü kendim kanattım...
geceler tanır beni,
konarım, göçerim ben.
geceler tanır, kan damlar içerim ben.
anne, sen beni unut, karanlığın bağrında.
kırmızılar ekerim,
siyahlar biçerim ben..
suçüstü yakalandım,
bölüşürken kalbimi.
suçüstü kelepçeyle yardılar bileğimi.
anne, ben diyar-diyar, umudun savaşçısı..
bir tutam sevgi için
dağladım gözlerimi..
prometheus'tum zincire vurulurken dağlarda,
ciğerimi kartallara yedirdim.
spartaküs'tüm köleliğin çığlığında,
arslanlara yem oldum, tükendim.
kör kuyuların dibinde yusuf'tum,
kerbela çölünde hüseyin.
zindanlarda cem sultan,
sehpalarda pir sultan.
ve madımak'ta otuzyedi can...
kaçıncı yok oluşum,
kaçıncı var oluşum bu?
tanrılardan ateş çaldım
yüzyıllarca tutuştum, üst-üste yandım.
bir anka kuşu gibi anne,
bir anka kuşu gibi;
kendimi külümden yarattım..
(bkz.: yusuf hayaloğlu)
(liber, 08.03.2007 19:11:00)
-
şimdilerde kebapçı olarak işletilen sivastaki malum otel..
(cesetizleri, 28.05.2007 00:20:00)
-
madımak
...
ben ölümüne iki dakika kala allah'a inanmayacağım
böyle bir lüksüm yok, böyle bie kimlikle gelmedim yeryüzüne;
seninle aynı gezegeni paylaşmak evrenin en güzel şeyi, amma,
onlarla paylaştığım oksijenden nefret ediyorum
ateşi, ah o otel ateşini körükleyen pis kokulu her nefeslerinde
...
varlık,1188
küçük iskender
(cesetizleri, 28.05.2007 00:23:00)
-
aslen bir bitkidir. sivas ve çevresi yöresinde çorbası veya yemeği yapılır. dolayısıyla sivas`la özdeşleşmiştir. memleketin meşhur yiyecek, bina vb. varlıklarını ticari isim olarak taşıma modası ile bir otele adı verilmiştir.
2 temmuz 1993 tarihinde talihsiz bir olayla 37 kişi hayatını kaybetmiştir. bu talihsiz olay sayesinde madımak kelimesi ilk anlamı olan bitkiden çok otel adı ile anılır olmuş ve anlam kayması yaşamıştır.
2 temmuz 1993`te yaşananlar başka türlü yorumlanabilir ve hissedilebilinir. ben türk milliyetçisi bir müslüman olarak, hayatını kaybedenlerin bunu zerre kadar haketmediklerine ve yapılan işin hiçbir tarafı ile savunulamayacağına inanırım.
günlük politik tartışmalarda birileri onlar solcuydu önermesiyle daha az acı hissediyorlarsa, orada durdurmalıdırlar hayatlarını. dönüp insanlıklarını gözden geçirmeliler.
şüphesiz bir "can" başlı başına kainat demektir ve her can bir kainat kadar değerlidir. ama ille de akarsu...
akarsuyu aşka yaktı yaradan
ömür bir gün gibi geçti aradan
işte geldim gidiyorum dünyadan
oturmuş bekliyor kuru sal beni
(kutadgu bilig, 21.06.2007 16:45:00 ~ 28.06.2007 17:59:00)
-
adını duyduğumda yüreğime birşeylerin saplandığı çocuk yaşta taddığım üzüntüdür, unutulmadı unutulmamalı
(bkz.: madımak müze yapılsın)
(umutabi, 12.11.2007 15:59:00)
-
küçük iskender'in teklifsiz serseri adlı kitabında yer alan ve sivas katliamını çok başarılı anlattığı şiiri:
madımak
sonra geldim bir şeydin
tanrı da tanrı misafiri bu dünyada
diyenlerin arasına girdim; hafif ıslak bir ağız vardı avuçlarımda
dört tarafı cüce zürafalarla çevrili bir ormandaydım
en iyisi ben seni seveyim dedim kestirmeden
o patikadan, o biraz engebeli yoldan, çıkayım seni seveyim
kim bilir, üçümüz beşimiz bir araya gelir indiririz mahlûkatı
sen de unutursun eski arkadaşlarını beni seversin
benim mürekkebim leke yapar ellerine
gece yarısı şarap içeceğine birileriyle
beni okursun onlara sahilde saat ikide, dertliyken,
delirmiş kadınlar gibi bağıra bağıra gemiler geçer ansızın
sersem sepet kabarır deniz, su sıçratır, aşk sıçratır
diye.
sonra geldim bir şeydin
ağlıyordun, kucağında yandıkları iyi oldu bu şairlerin diye diye
şiir yazdığını sanan bir celladın kitabı
celladın sırtını sıvazlayan bir tıfıl zakkum
zakkumun dibinde ise tırtıllar, böcekler ona alkış tutan..
ama ben geldim aşkım, sen daha zehir zemberek bir tohumsun
açacaksın, zıplayacaksın aha gökyüzü şuracıkta
tutup indireceksin göğü
'oteller kenti'ni otellerin yağmalandığı bir memlekete dönüştürenlerle
hayatını bir otelde kalmanın mahcubiyetine sığdıranlar arasında
kalacaksın incecik bir gevşeyişle.
ben ölümüme iki dakika kala allah'a inanmayacağım
böyle bir lüksüm yok, böyle bir kimlikle gelmedim yeryüzüne;
seninle aynı gezegeni paylaşmak evrenin en güzel şeyi, amma,
onlarla paylaştığım oksijenden nefret ediyorum
ateşi, ah o otel ateşini körükleyen pis kokulu her nefeslerinde.
sonra ben geldim sen hep bir şeydin, bunları dedim tek tek,
kelime kelime,
ağlıyordun, gözyaşların yere düşmeden önce
ben düştüm yere.
oraya.
hayatın kefenini diken sahte şairlerin
parmaklarımla kazdığım
mezarına: şerefime.
(cesetizleri, 19.11.2007 23:59:00)
-
ermenice kökenli bir kelimedir.
(cesetizleri, 08.04.2008 21:10:00 ~ 08.04.2008 23:48:00)