dil ile tınıyı ilişkilendirip, filanca dil kulağa hoş geliyor öbürü kaba geliyor demek insanları renklerine göre ayırmak gibidir.
kaldı ki farsça'yı bir fars'tan duyduğunuzda hiç de estetik olmadığını anlarsınız.arapça'dan alınan adalet farsça'da odoolat'tır meselâ.kalın ve yuvarlamalı bir tınısı vardır.
almanca için de kaba dil denir, bunlar sadece gülünç yorumlardır.her dil işlenirse edebiyat dili olur, farsça'nın bir üstünlüğü yoktur.farslar, firdevsi'den itibaren dillerini arıtmış ve öz dillerinden türetimler yapmışlardır.
ayrıca ek sanılan çoğu farsça kelime ek değildir, bildiğimiz sözcüktür.farslar da latinler gibi, aslında ek olmayan, sözcükleri ek-miş gibi kullanagelerek, adeta ekleştirmiş, böylece dillerini geliştirebilmişlerdir.
meselâ darîden "tutmak"tan > dâr "tutan" demektir, ek değildir, geldiği sözcüğe tutan anlamı katar, meselâ farsça sulu meyvelere abdan "su tutan" denir, bu aslında bileşik sözcüktür.
gah, bildiğimiz türkçe'deki yer demektir, guzer "geçiş" gah "yer" demektir = guzergah = geçişyeri, ancak anlamayanlara hoş, şiirsel gelebilir, arapça okunan şarkıyı dua sanan mehmetçikler gibi...
bazîden; oynamak demektir > bâz oynayan; kumarbâz "kumaroynayan", hilebâz "hile yapan-hileli oynayan", düzenbâz türkçe+farsça = düzen kuran v.b...
nam, ad demektir, ingilizce name, yunanca nomos ... nam'dan türkçedeki tam karşılığı -"lık" olan "-e" eki ile > name = adlık , ada yazılan not, mektup sözü türetilmiş, bu da ekmiş gibi bileşik sözcük yapımızda kullanılmıştır, beyanname v.b. gibi (heft : yedi > hefte : hafta, yedilik, sebz : yeşil = sebze: yeşillik, dest: el > deste : ellik, bir el dolusu, tutam...)
diller de vücut gibidir, geliştirmezsen göbek yaparsın, geliştirirsen gelişir, farsça'nın, latince'nin türkçe'den ya da başka dillerden üstünlüğü yoktur, geliştirilmiştir, her dilde bu sığa (kapasite) mevcuttur.
(orbekey, 16.05.2008 00:33:00)