fc barcelona dünyanın herhangi bir ülkesindeki, herhangi bir spor dalındaki en büyük kulübüdür. peki ama neden? herşeyin bir nedeni var. ne kadar barcelonalılar, daha doğrusu katalanlar ayrı bir devlet kurmak istemiyorlarsa da bundan daha belirsiz bir istekleri var: kendilerinin farklı olduğunu ortaya koyan semboller. katalanların tek isteği bir ulusun sembolerine sahip olmak. katalanlar bu ifadeyi kullanırken zorlanmıyorlar: catalunya es espanya (katalonya İspanya değildir). İşte bu yüzden barça dünyanın en büyük kulübü ve bu yüzden 130.000 tane üyesi var. barça bir ulusun, devlet olmak yerine ihtiyaç duyduğu bir semboldür. bu yüzden barcelonizm büyük bir tutkudur. barça için işverenlerin, oyuncuların veya yöneticilerin düşünceleri önemsizdir. barça, asıl taraftarları için ne anlam ifade ediyorsa odur. barça'nın her yerde, her ülkede taraftarları vardır. hatta çin'in tianjin kentinde bile bir barcelona fan kulübü vardır. ama bu taraftarların hepsi barcelona'ya, katalonya'ya ve barcelona'nın başkenti olduğu bölgeye aittir. 1930'larda İspanya İç savaşı sıralarında, el caudillo (general franco)'ya en çok direnen bölge katalonya olmuştur. barça, katalonya'nın yüzlerce misli daha meşhur ve katalan gurununun en önemli kaynağıdır. İspanya'yı franco yönetirken ise tek gurur kaynağıymış. franco koyu bir real madrid taraftarıydı. o yüzden barça-real madrid maçlarında nou camp tamamen doluyordu. franco'nun yasakladığı katalan bayrakları stada asılıyor, maç sonunda taraftarlar, futbolcular kadar yorgun oluyorlardı. katalonya varlığını sadece nou camp'ta sürdürüyordu ve franco'nun el sürmeye cesaret edemediği tek katalan sembolüde barça'ydı. susturulan bir ulusun futbola yönelmesi son derece doğal bir şeydi. gerçi franco öleli çok oldu ama barça hala katalonya'nın sembolü. İşte bu yüzden barça, dünyanın en büyük kulübü ve yine bu yüzden katalonya'da kutsal sayılıyor. barcelona hala renklerinin kutsallığını bozmamak için formasına reklam almayı reddetmektedir.
katalanların nazarında barcelona kulübü bir kulüp olmanın ötesinde çok daha önemli bir şeydir. madrid'in merkeziyetçiliğine karşı mücadele ruhunu ve milli bütünlüğü simgeler. yıllarca madrid'e karşı eğik olan başlar barcelona'nın sayesinde yukarı kalkmıştır. 1997 temmuz'unda madrid'in santiago bernabéu stadı'nda oynanan barcelona-real betis kral kupası finalinden önce hoparlörlerden İspanya milli marşı daha sonra ise katalonya milli marşı'nın çalınması milyonlarca katalan'ı sevinç göz yaşlarına boğmuştu. bir "kültürel başkent"te yaşamanın ayrıcağıyla daima "farklı" olan barcelonalı taraftar, "generalitat de catalunya" özerkliğini, katalan kimliğini İspanyol toplumuna dayatan bireydir. bu anlamda barcelona'nın kadrosu ya da kazandığı başarı, aslında o kadar da önemli değildir. asıl önemli olan, katalan birliğini simgeleyen tezahürattır: "barça, barça, barça!" ortaklaşa yaşanan bu deneyim öyle noktalara varır ki, örneğin, taraftarın katalan bayrağı gibi gördüğü barça formasına hiç reklam alınmaz, hatta, komşu takım espanyol (real club deportiu espanyol de barcelona), cumhuriyet öncesini hatırlatırcasına İspanyol işbirlikçiliğiyle suçlanır. barcelona İspanya ligi'nde ve avrupa'da espanyol'un aksine hep çıkış yaşadı. ama zaman zaman da diktatörlerin hedefi olmaktan kurtulamadı. bunlardan birisi de 1925 yılında gerçekleşti ve o dönemdeki stadyum les corts, 6 ay süre ile kapatıldı. barcelona ile bir İngiliz gemisi personeli arasındaki dostluk maçında çıkan olaylar bahane gösterilmiş ve kapatma gerçekleştirilmişti. olay denince, iki taraf arasında çıkan olaylar değildi. maç başlamadan önce iki ülkenin milli marşları çalınırken İspanyol milli marşı ıslıklanmış, britanya milli marşı çalınırken ise halk ayakta alkışlamıştı. sonuçta kulüp başkanı joan gamper de ülkeyi terketmek zorunda kalmıştı (1937 yılında barcelona kulübü başkanı joan gamper kaçtığı ülkede franco yandaşları tarafından öldürüldü). ama katalonya halkı tek yumruk olmuştu. futbolcuların paraları tek kuruşuna kadar ödenirken, bu kaynak halkın topladığı paralarla gerçekleşiyor, bu nedenle de hiç bir a takım oyuncusu kulüpten ayrılmıyordu. barcelona katalonya'nın tanıtımı ve mücadelesi için çok şeyler yapmanın mükafatını, fazlasıyla almış bir ekip. barcelonalı'lara göre İspanya'da demokrasi 1973 yılında carrero blanco'nun öldürülüşüyle değil, 1974 yılında barcelona'nın real madrid'i madrid'de 5-0 yenmesiyle başlar. öyle ki barcelona adına her sene büyük bir resim yarışması düzenlenir ve bu yarışmaya picasso, miro, salvador dali gibi resim sanatının devleri de zamanında katılmışlar. hatta miro'nun kendine özgün sanatıyla yaptığı barcelona amblemi düzenlemesi muhteşem bir yapı olan barcelona müzesinin en baş köşesinde halen yer almaktadır. "bir kulüpten daha ötesi" olmak fc barcelona'nın en büyük özelliğidir ve barça ile kıyaslanacak olursa manchester united bir üçüncü lig kulübü gibi görünür.halen bile barça müzesine gidenlerin sayısı picasso müzesine gidenlerden daha fazladır. barcelona İspanya'da bir başkaldırının takımıdır. barcelona, katalanlar için bir yaşam biçimidir. barcelona iyi ise katalanlar da iyi, barcelona kötü ise katalanlar da kötüdür. çünkü barcelona, katalonya'nın büyük bir mücadeleyle elde ettiği hakların ve özgürlüklerin İspanya'daki en büyük temsilcisidir. günümüzde barça hakkında yazılan çok fazla döküman bulamayız. hakkında yazı yazılamayacak kadar kutsal konular vardır. bazı konular ise üzerlerinde yazı yazılamayacak kadar bayağıdır. "barça hala üzerinde yazı yazılamayacak kadar kutsaldır." bir katalan'ın söylediği gibi, "bazı insanlar da barça'nın maçlarına, futboldan hoşlandıkları için giderler."
(imagine, 18.08.2006 20:15:00)